BİRDEN FAZLA DİL ÖĞRENİMİ

GİRİŞ
Çocuğun gelişimi ve çocukluk tanımları orta çağdan bu yana tarihsel ve kültürel anlamda değişimlere uğramıştır. Yıllar boyunca geliştirilen çocuk gelişimi alanındaki kuramlar ve araştırmalar sonucunda, çocukluk döneminin ayrı bir dönem olduğu ve bu ayrı dönemin, yaşamın tamamını etkileyebilecek önemli özellikleri nedeniyle, etkili ve özenli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğinin farkına varılması 18. yüzyıl aydınlanma dönemiyle başlamasına rağmen, ancak 19. yüzyıldan sonra anlaşılmıştır (Sarp,2016).
Çocuğun gelişimi bir bütündür ve sağlıklı bir çocukta, motor, bilişsel, sosyal-duygusal ve dil gelişimi bütündür ve birbirinden bağımsız olarak gelişim göstermez. Dil, temel gelişim alanlarından biridir ve dil gelişimi çocuktan çocuğa farklılık göstermesine rağmen onun olgunluğu ile de bağlantılıdır. Özellikle çocuğun gelişiminin tanımlanmasında, gelişim geriliklerinin belirlenmesinde dil becerilerinin saptanması önemlidir.
Dil becerilerinin gelişimi, yaşamın ilk yıllarından itibaren nitel ve nicel olarak artış gösterir ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Bebekler dili kullanmaya ve anlamaya bebeklikten itibaren, yetişkinler anlamadan kullanmaya başlarlar. Genel olarak dilin bileşenleri; biçim, içerik ve kullanım başlıkları altında aşağıdaki gibi gösterilebilir;
1-Biçim
A-Sözidizimi-Sentaks
B-Sesbilgisi-Fonoloji
C-Biçimbilimi-Morfoloji
2-İçerik
A-Anlambilim-Semantik
3-Kullanım
A-Kullanımbilim-Pragmatik
Dil anlayışı, “alıcı iletişim” olarak psikodilbilimciler tarafından tanımlanır. Bebekler konuşabildiklerinden daha önce dili anlamaya başladıklarından dolayı, yetişkinler bebeklerle sürekli konuşmalıdırlar ancak bebeklerin yetişkinlerin konuşmalarını tam olarak ne zaman anlamaya başladıkları ise bilinmemektedir Smith,2014:149).
Gelişimi normal seyreden çocuklar, büyüdükleri ortamda kendi dil becerilerini edinirler, bunun için özel çabalara gerek olmayabilir, çünkü tüm sağlıklı çocuklar bulundukları ortamda konuşulan dili öğrenirler. Ancak özel ilgi gösterilen çocuklarda dil becerilerinin gelişimi daha hızlı olabilir, örneğin anlam, sözcük yapısı, dizimi ve kullanımı artabilir (Sarp,2016).

DİL VE BEYİN İLİŞKİSİ
İnsan beyninde milyarlarca sinir hücresi yer almaktadır. Beynin en üst seviyesi, serebral kortekstir. Serebral korteks sadece memelilerde bulunur ve insan korteksin en büyük oranına sahiptir. Dil gösterimi ve işleme kortekste bulunur. Dil alanındaki yapısal gelişme, anne karnında 7. Ay civarında oluşmaktadır. Aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi, sol yarımkürede işitme bölgesinin önünde frontal lobta Broca alanı ve altta sağda yer alan Wernicke alanı bulunmaktadır. Wernicke alanı anlambilim- görsel-işitsel çağrışım ve sözcük-nesne ilişkilerini kontrol eder. Broca alanı ise dilin sesletim, söz dizimi aşamasını kontrol eder. Konuşma açısından, her iki yarımkürenin eşgüdümlü olarak çalışması gerekmektedir (Freiderici,2011; 1358., http://www.belgs.ir/imgupl/23529b09a37f0a0c1e11e01d8619b93a.pdf) .

Şekil 1: Beynin Temporal lobunda Broca ve Wernike alanları.
https://www.google.com.tr/search?q=beyinde+dil+ile+ilgili+alan
Dil, beyin gelişimini etkiler. Hayatın ilk yıllarında beyinde bulunan nöron ve bu nöronların buluştuğu bağlantı noktaları olan snapslerin sayısı şaşırtıcı hızla artar. Yaşamın ilk yıllarında her saniyede 1 milyondan fazla yeni sinirsel bağlantı oluşur. Bunlar, beyin mimarisini oluşturan bağlantılardır ki daha sonraki öğrenme, davranış ve sağlığın tümünün temel aldığı altyapılardır. İki yaş civarında snapslerin sayısı yetişkin seviyesine ulaşır. Üç yaşında çocuğun beyni 1000 trilyon snaps barındırır ki bu sayı yetişkin beyinlerinde bulunan snapların iki katıdır. Aşağıdaki şekilde görüleceği üzere, üç yaşından sonra bazıları yok olmaya başlar. Ergenlik ve yetişkinlik döneminde ise kullanılmayan bağlantıların “budanması” süreci yüzünden snapslarin sayısı azalır (https://developingchild.harvard.edu/) .
Bu nedenle beyindeki kullanılmayan snapsların budanma sayısının azaltılması hedeflenmelidir.

Şekil 2; Beyindeki snapsların yaşa göre yoğunluğu.

Beyin gelişiminin desteklenmesi için ilk akla gelen yollardan biri çocuğa erken yaşta deneyimler sağlamaktır. Bebeklere algısal, motor ve dil ile ilgili tecrübeler sağlamak beyinde dendritlerin oluşmasını sağlayacak ve snapslerin sayısı arttıracaktır. Bu nedenle bu hassas dönemin özenle değerlendirilmesi gerekir. Erken beyin gelişiminde ‘Hassas dönemler’ diye adlandırılan bu dönemde, erken deneyimler sonraki öğrenme ve gelişim yollarını belirler (Şekil 3) (Ülküer,2017:30-31).

Şekil 3; Beyin Gelişiminde Hassas Dönemler
Erken deneyimler ve çocukların ilk yıllarında geliştiği ortamlar, okulda ve yaşamda daha sonraki başarıyı etkilemektedir. Çocukların eğitim başarısına yönelik engeller erken başlar ve müdahale edilmeksizin büyümeye devam eder.
Harvard Üniversitesi, Çocuk gelişim Merkezi’ne göre, çocukların kelime dağarcığı farklılıkları 18 aylıkken görülmeye başlanmaktadır. Bu farklılıklar Yükseköğrenim almış aile çocukları lehinedir (Şekil 4). Şekilde görüldüğü gibi, dağılımındaki farklılıklar ilk önce 18 aylıktan itibaren, yükseköğrenim düzeyine sahip bir aileye, gelir düzeyi düşük veya eğitim ve gelir düzeyi düşük bir aileye nazaran farklılık göstermektedir. 3 yaşında, üniversite eğitimli ebeveynleri olan çocuklar, işçi çocuklarından veya ekonomik sorunları olan aile çocuklarından 2-3 kat daha fazla sözcük dağarcığına sahiptirler. Dezavantajlı çocuklar okula geldiklerinde, hayatlarının erken dönemlerinde zengin bir dil ortamından yararlanamadıkları sürece akranlarının gerisinde kalmaktadırlar (www.developingchild.harvard.edu).

Şekil 4:Aile Eğitimi ve Çocuğun sahip Olduğu Kelime Sayısı

İKİ DİLLİLİK
İkinci dil öğrenimi, 1970’li yıllara kadar eğitim çevrelerinde “ciddi bir sorun” olarak algılanmıştır. Kanadalı dil bilimci Jim Cummins (1979)’in “eşik kuramı”, iki dilliliğin zihinsel beceriler üzerindeki etkisi konusunda yeni bilgiler sağlamıştır. Bu konuda, Baker (2006)’ın «Üç katlı ev» benzetmesi, ikinci dilin edinilmesini basit bir biçimde açıklamaktadır. Baker’a göre; eğer çocuk dilsel beceriler açısından evin birinci katında ise, hem bilişsel becerileri hem de dilsel becerilerinin eksiklikler içerdiği düşünülmelidir, evin ikinci katında bulunan çocuklar birinci eşiğe ulaşmış olarak nitelenebilirler. Çocuk açısından iki dilliliğin olumlu faydalarının elde edilebilmesi ve bilişsel becerilerin en üst seviyede gelişebilmesi için, evin üçüncü katına yani ikinci eşiğe ulaşabilmeleri gerekmektedir. Birinci dildeki kavram gelişimi ne kadar zenginse, ikinci dil de o oranda gelişecektir (Yağmur,2007:62-63).
Dünyada iki veya daha çok dili konuşabilen çocuk sayısı azımsanmayacak kadar çoktur ve 18 ay öncesi bebekler, eğer evde iki dil konuşuluyorsa, her iki dilden de sanki tek bir sözcük dağarcığı gibi kelimeler öğrenirler. İki dilli bir çocuğun kullanılan dillerden hangisini daha çok kullanacağı, o dillerin hangisi ile daha fazla muhatap olmasıyla ilişkilidir. Aşağıdaki tabloda kreşe giden ve kreşte İngilizce, evde İspanyolca dillerine maruz kalan bir çocuğun “kedi” anlamındaki İngilizce “cat” ve İspanyolca “gato” kelimelerini öğrenme aşamaları gösterilmektedir (Smith,2014:154-155) .

Tablo 1: Çocukta İki Dili Öğrenme Adımları

Tabloda görüldüğü gibi, çocuğun kedi kelimesini her iki dilde öğrenmesi dört aşamada gerçekleşmektedir.
İki dili aynı anda öğrenen çocuklar, her iki dili kapsayan sözcüklerden oluşan zihinsel bir sözlük varlığı oluştururlar. Okul öncesinde sözcükleri karıştırabilirken, ilkokula geldiklerinde zihinsel olarak sözcükleri ayırt etmeye başlarlar ve o dil hakkında düşünebilme becerisi kazanırlar. Bu ilerleme “üst dil bilimsel farkındalık” tır. Yani o dil ile ilgili anlayış geliştirme, düşünme ve konuşma yeteneğidir (Smith,2014:401).
Çocuğun iki dilli yetişmesi, gelişmesini engelleyici değil, pekiştiricidir. Zihinsel esneklik, soyut düşünce, öğrenme ve problem çözme becerileri için kritik nitelikte olan çalışma belleği gibi bilişsel becerileri de olumlu yönde etkilenmektedir. 10 yaşından önce iki dille yetiştirilmeye başlanan çocuklar, tek dille yetiştirilen akranları ile aynı zamanlarda dil bakımından kritik gelişimsel süreçleri geçirir ve dil kirliliği veya karmaşası gibi belirtiler göstermez. İki dilli olmak sadece sözel becerilerle sınırlı değildir, dille ilgisi olmayan bazı bilişsel becerileri de kapsamaktadır. Çocukların sözel olmayan becerileri, örneğin okuma becerilerinin yanı sıra matematik becerilerinin de olumlu yönde etkilendiği görülmektedir (Westly,2010).
Yapılan nörobilim çalışmalarından birinde, tek dilli ve iki dilli çocukların beyinleri, fonksiyonel manyetik rezonans görüntülemeden (fMRI) daha hafif bulunan yeni bir yöntemle, görüntülenerek karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular, her iki gruptaki çocukların beyinlerinin dil ile ilgili olan alanlarının benzer şekilde geliştiği, ancak hem dil hem de düşünme becerileri ile ilgili olan belirli kısımların ise iki dilli çocuklarda daha aktif olduğu, yani daha çok çalıştığı yönündedir (Wong et all,2016:11).
İki/çok dilli yetişmenin yalnızca çocuklukta fayda sağlamadığı, yetişkinlikte de olumlu getirileri olduğu konusunda çeşitli çalışmalar mevcuttur. Bialystok’un ekibi, 450 tek ve çift dilli Alzheimer benzeri bunama tanısı konan hastaların beyinlerini taramışlardır. Hepsinde bilişsel fonksiyonlar benzerlik göstermesine rağmen, tek dilli kişilerin beyinlerinde, uzun süreli hafıza ile ilgili bölgelerde hasar, dil tanıma ve işitsel algılamada daha fazla atrofi gözlenmiştir. Bialystok, iki dilli olmanın, hastalarda bir şekilde daha büyük yapısal hasarı telafi edebildiğini hipotezini savunmuştur. Ayrıca 2011 yılında Kamu Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Magali Perquin, Lüksemburg’da iki-yedi dil konuşan 230 yaşlı erkek ve kadın ile yaptığı çalışmada, üç veya daha fazla dil konuşanların zihinsel engelli olma ihtimalinin, iki dil konuşanlardan dörtte bir oranında daha düşük olduğunu saptamıştır (Westly,2010).
Sonuç olarak; Çocuğun iki veya daha fazla dilli yetişmesi, gelişmesini engelleyici değil, pekiştiricidir ve okul öncesi dönemde çocuk iki veya 3-4 dil öğrenme kapasitesine sahiptir. Öğrendiği dillerin üst dil bilimsel farkındalığına ilkokul ve sonrasında erişecektir. Bu nedenle birden fazla dil ediniminin okul öncesi çağlardan itibaren desteklenmesi önerilmektedir.

KAYNAKLAR
Friederici AD. The Brain Basis of Language Processing: From Structure to Function. Physiol Rev 91: 1357–1392, 2011; doi:10.1152/physrev.00006.2011
Sarp,N. Dil Gelişimi yayınlanmamış Ders Notları.
Ülküer, N Göç ve Erken Çocukluk Gelişimi: Global Bir Bakış, ULUSLARARASI GÖÇ VE ÇOCUKLAR, Transnational Press, 2017 London
Smith,JT. Çev.Editörü Berrin Akman (2014). Erken Çocukluk Döneminde Gelişim. Nobel Akademik Yayıncılık.
https://46y5eh11fhgw3ve3ytpwxt9r-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2017/03/Five-Numbers-to-Remember-About-Early-Childhood-Development-updated.pdf
Yağmur,K.(2007). İkidilli Çocukların Dil Becerilerinin Ölçümü Ve Eşik Kuramı, Dil Dergisi, 135:60-76.
dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/27/760/9651.pdf
Westly,E.(2010). The Bilingual Advantage Learning a second language can give kids’ brains a boost
https://www1.biu.ac.il/File/scientificamericanmind.pdf
“Cognitive Flexibility in Drawings of Bilingual Children,” by Esther Adi-Japha et al . Child Development, Vol. 81, No. 5; September/October 2010
Wong et all. Neurolinguistics: Structure, Function, and Connectivity in the Bilingual Brain Volume 2016, Article ID 7069274, 22 pages
http://dx.doi.org/10.1155/2016/7069274
http://www.belgs.ir/imgupl/23529b09a37f0a0c1e11e01d8619b93a.pdf

Homepage


https://www.google.com.tr/search?q=beyinde+dil+ile+ilgili+alan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir