Erken Gelişimde Üç Çekirdek Kavram

Erken yaşlarda çocuklara özen gösterilirse,  onların sağlıklı gelişimleri ve eğitim başarıları artar. Bunlar sağlandığında ise ülkenin ekonomik verimliliği, sorumlu vatandaşlık, yaşam boyu sağlık, güçlü topluluklar ve gelecek nesillerde başarılı bir şekilde ebeveyn olmaları için temel yapı taşları atılmış olur.

Son yıllarda gelişen sinir bilim, moleküler biyoloji ve genetikteki ilerlemeler ve yapılan araştırmalar,  bedenlerimize ve beyinlerimize, erken deneyimlerin nasıl inşa edilebileceğini daha iyi bir şekilde anlamamızı sağladı.

Çocuk gelişimi alanında çalışan bizler, elde edilen bu muhteşem bulguların, çocuğun gelişimine yapacağı önemli katkıları değerlendirmeliyiz. Başta 0-3 yaş olmak üzere, altın çağ olarak belirlediğimiz erken çocukluk döneminin önemini bu bulguların eşliğinde tekrar vurgulamalıyız.

Yapılan çalışmalar, erken çocukluk gelişiminde, beyin inceleme yöntemleri yoluyla üç çekirdek kavramın önemini vurgulamaktadır.

1-Beynin temel mimarisi, yaşamın erken dönemlerinde başlar ve yetişkinliğe giden bir süreçle inşa edilir. Başlangıçta daha basit nöral bağlantıları, daha sonra daha karmaşık beyin devreleri izler. İlk yıllarda her saniyede bir milyondan fazla yeni nöral bağlantı oluşur. Genlerin ve deneyimin etkileşimleri gelişmekte olan beyni şekillendirir. Genler, beyin devreleri oluşumu için bir plan oluştursa da, bu devreler tekrarlanan kullanım ile takviye edilir. İlk yıllarda güçlü beyin devreleri oluşturmak,  daha sonra onlara müdahale etmek veya “düzeltmek ”den daha kolay ve ucuzdur. Bilişsel, duygusal ve sosyal kapasiteler yaşam boyunca ayrılmaz biçimde iç içe geçmiştir. Beyin, oldukça entegre bir organdır ve çoklu işlevleri birbiriyle koordineli olarak çalışır. Duygusal esenlik ve sosyal yeterlilik, ortaya çıkan bilişsel yetenekler için güçlü bir temel oluşturur ve bunlar birlikte beyin mimarisinin tuğlaları ve harcıdırlar.

2- Etkileşim, gelişmekte olan beynin mimarisini şekillendirmedeki en önemli deneyimlerdir. Burada etkileşimden kastedilen, yaşamları boyunca çocuklar ve onların aileleri, bakıcıları, diğer yetişkinler arasındaki alışverişin olmasıdır. Buna “hizmet ver-geri al prensibi” denilebilir. Örneğin bebekler, yüz ifadeleri ve jestlerle etkileşimde bulunurlar ve yetişkinler de aynı türden seslendirme ve aynı hareketlerle karşılık verirler. Bu ileri- geri işlem, özellikle de en erken yıllarda beynin kablolanması için önemlidir.

3-Sıkıntı ile baş etmeyi öğrenmek, sağlıklı gelişimin önemli bir parçasıdır. Vücudun orta ve kısa ömürlü strese tepkileri olumsuz değildir, büyüme devam eder. Toksik stres söz konusu olduğunda, yani stres devamlı ve uzun süreli olduğunda, koruyucu yetişkin desteği olmadan çocuk bununla baş edemez. Yetişkinler çocukların maruz kalabileceği aşırı yoksulluk, ihmal, istismar veya şiddetli anne depresyonunun neden olduğu huzursuzluk gibi durumların onların öğrenme, davranış ve hem fiziksel hem de zihinsel sağlıkları açısından uzun vadeli olumsuz sonuçları olacağını ve gelişmekte olan beynin mimarisini zayıflatabileceğini bilmelidirler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir