Kısırlık

Sağlıklı olanın umudu, umudu olanın da herşeyi var demektir.
Arap Atasözü

KISIRLAŞTIRMA (STERİLİZASYON)

Kısırlaştırma (Sterilizasyon) Nedir?
Halen dünyada yaygın olarak kullanılan en etkili korunma ( kontraseptif) yöntemi cerrahi sterilizasyondur. Cerrahi sterilizasyon, kadında tüp ligasyonu, erkekte vazektomi olarak adlandırılır. Çocuk istemeyen aileler için ya da engeli olan bireylerin vasilerince istenen yöntemlerdir ( Harris, 2007:318-319; Gökmen,2001:319).
Türkiye’de “Nüfus Planlaması” Hakkında 2827 Sayılı Kanunun 4/1. maddesine göre;
Sterilizasyon, bir erkek veya kadının çocuk yapma kabiliyetinin cinsi ihtiyaçlarını tatmine mani olmadan izalesi için yapılan müdahaledir.

Bu yöntem kısaca üreme kanallarının bağlanması ya da kesilmesi yoluyla yumurta ve spermin birleşmesinin engellenmesi olarak tanımlanabilir. Ancak çocuk sahibi olma isteği oluştuğunda, geri dönüş zor olabilmektedir. O nedenle bu yöntemi kullanacak çiftlerin dikkatli karar vermeleri gerekir.

Hadımlaştırılmayla kısırlaştırma arasında fark vardır. Her iki yumurtalık veya testiserin çıkarı¬larak testosteron ve östrogen adlı hor¬monların salgısını durdurma işlemine ha-dımlaştırma veya kastrasyon adı verilir. Hadımlaştırmada bireyin cinsel arzuları harekete geçiren dürtüler ortadan kaldırılmaktadır.Eskiden beri bilinen ve uygulanan bir ope¬rasyondur. Kısırlaştırmada ise cinsel dürtüler ortadan kaldırılmaksızın üreme yeteneği sona erdirilmektedir (Koca,2010:43)).

Tarih boyunca özellikle zihinsel engelli bireylerin sayıca çoğalmasını önlemek için bazı toplumlarda zorunlu sterilizasyonların yapıldığını, evliliklerinin yasaklandığı bilinmektedir. Sevgi gereksinimi ve şefkat açlığı yaşayan ağır zihinsel engelliler yaşadıkları cinsel eylemin farkına varamama, anlattıklarına inanılmayacağının düşünülmesinden dolayı, özellikle kadınlar cinsel tacize uğrama bakımından risk altında olan bir gruptur (Arda, 2010:55). Zihinsel engelli bir kadının hamile kaldığı durumda, gebeliğin doğumla sonuçlandırılıp sonuçlandırılmayacağı tartışmalıdır. Ayrıca gebeliğin zamanında anlaşılması, doğacak çocuğun sağlıklı bir biçimde bakılması ve yetiştirilmesi de sorun olabilir.

İngiliz mahkemelerince, ileri derecede zihinsel engelli bireylerin kısırlaştırmaları, ailelerinin başvurusu ve doktorun en uygun tedavi yöntemini seçmesi uygun görülmektedir. Bu konuda hem kadın hem erkek kısırlaştırması ile ilgili mahkeme kararları örnekleri mevcuttur (Cruz,2002:197-213).
Naziler tarafından 1933’te III. Reich’ın iktidara gelmesinden sonra İkinci Dünya Savaşı bitimine kadar yapılan uygulamalar bilinmektedir. Özellikle toplama kamplarında araştırma deneği olarak kullanılan, zorunlu olarak sterilize edilen, gazla öldürülen çok sayıda sivil bulunmaktadır Nurenberg duruşmaları savaş sonrası birbuçuk yıl süren uluslararası bir askeri mahkemedir ve yargılananlar arasında birçok hekim vardır (Arda,2010:57-58).

İlginç olması bakımından, Yahudi işçilerin kısırlaştırılması konusunda 1941-1942 yılında yapılan mektuplardan örnekler aşağıda sunulmuştur. İlk mektup röntgen ışınları ile çok sayıda kişinin kısırlaştırılma önerisi ile ilgilidir.
SS Generali Victor Brack’ın Reichsfuhrer-SS Himmler’e mektubu. 23 Haziran 1942.

“Saygıdeğer Reichsführer!

Parti Lideri Bouhler’in talimatıyla, bundan bir süre önce adamlarımdan bir kısmını Binbaşı Globnick’in özel görevinde kullanılmak üzere yolladım. Yeni bir istek üzerine arkasından ek personel tedarik ettim. Bu ortamda Globnick, Yahudilere karşı yapılan bu hareketi herhangi bir zorluktan dolayı bir gün durdurmak gerekirse yarı yolda kalmamak için en kısa zamanda tamamlamamızın önemini savundu. Bay Reichsfuhrer, siz kendiniz de daha önce mümkün olduğu kadar hızlı çalışmak gerektiğini, bunun en azından gizlilik için önemli olduğunu söylediniz. Deneyimlerime göre bu görüşlerin ikisini de haklı buluyorum, temelde ikisi de aynı sonuca varıyor. Buna rağmen bu bağlamda şu düşüncemi belirtmeme lütfen izin verin:

Kanımca, yaklaşık 10 milyon Avrupalı Yahudi arasında en azından 2–3 milyon çalışabilecek kapasitede erkek ve kadın bulunuyor. İşgücü konusunda karşılaştığımız olağanüstü zorlukları göz önüne alarak, bu 2–3 milyon kişinin ortaya çıkarılıp sağ tutulması gerektiği görüşündeyim. Tabii bu sadece bu kişileri üreyemez hale getirebilirsek gerçekleşmelidir. Ben size bir yıl önce bazı kişilerin benim talimatım altında bu konuda gereken deneyleri tamamladığını bildirmiştim. Bu gerçekleri tekrar gündeme getirmek istiyorum. Genetik hastalığı olan kişilerde kullanılan kısırlaştırma yöntemi çok vakit aldığı ve pahalıya mal olduğu için bu durumda kullanılması mümkün değil. Buna rağmen Röntgen ışınları kullanarak kısırlaştırma yöntemi daha ucuz olmakla kalmayıp, ayrıca çok kısa bir zamanda binlerce kişi üzerinde de uygulanabiliyor. Bu işlemden geçen kişilerin haftalar veya aylar sonra vücutlarındaki etkilerden hadım edildiklerini anlamaları bence bu aşamada önemsiz duruma gelmiştir.

Eğer gerekli işgücünü sağlamaya devam etmek için bu yöntemi seçmeye karar verirseniz, Parti Lideri Bouhler bu iş için gereken doktorları ve personeli temin edecektir. Bouhler ayrıca kullanılacak teçhizatı mümkün olan en kısa zamanda sipariş etmem gerekeceğini size bildirmemi söyledi” (Arad ve ark, 1981, s.272).
Dr Pokorny’nin mektubu kısırlaştırma araştırması ile ilgilidir.

Dr. Pokorny’nin Reichsführer –SS Himmler’e mektubu. Ekim 1941.

“Düşmanı sadece fethetmekle kalmayıp yok etmek de gerektiği ilkesinden yola çıkarak, Alman Irkı’nın Sağlamlaştırılması davasının baş sorumlusu olarak şu bilgiyi size sunmaya kendimi mecbur hissediyorum:

Dr. Madous ilaçla kısırlaştırma konusundaki araştırmasının sonuçlarını yayınlıyor (ikisini de ekte yolluyorum). Bu yazıyı okurken bu ilacın halkımızın şu anda içinde olduğu uğraş için ne kadar önemli olduğunu anladım. Bu araştırmanın sonucunda insanların farkına varmadan kısa bir zamanda kısırlaşmalarını sağlayan bir ilaç yaratmak mümkün olursa, elimize çok güçlü yeni bir silah geçmiş gibi olur. Şu anda Alman esaretinde olan 3 milyon Bolşevik’in hadımlaştırılarak işçi olarak kullanılabilecekleri halde üremelerine engel olunması düşüncesi tahmin edilemeyecek imkânlar yaratıyor” ( U.S. Govt. Print. Off., 1946, Supp.A, s.1279)

Yukarıda belirtildiği gibi milyonlarca kişinin kısırlaştırılması planlanmıştır. Aşağıdaki mektupta ise yöntem konusundaki kararsızlıklar belirtilmektedir.

SS Generali Gund’un Reichsführer-SS Himmler’e mektubu. 24 Ağustos 1942.

“Parti başkanı Dr. Jury’nin emriyle, personeli özellikle nüfus, ırksal politika ve anti sosyal unsurların çözümüyle ilgileniyor. Doğuştan sakatlığı olan veya ırkça düşük seviyede olan kişilerin üremesini önlemek Nasyonal Sosyalist ırksal ve demografik politikanın görevi olduğu için, Irksal Politika Bölge Bürosu başkanı Dr. Fehringer kısırlaştırma sorusunu inceledi ve şu anda geçerli olan yöntemleri, hadımlaştırma ve kısırlaştırmayı, beklenen sonuçlara ulaşmak için yetersiz buluyor. Sonuç olarak iktidarsızlık ve kısırlaşmanın erkeklerde ve kadınlarda ilaçla veya şırınga yöntemiyle gerçekleştirilmesinin mümkün olup olamayacağı sorusu aklına geldi…

Benim emrimdeki ırk politikası bürosunun yöneticisi gerekli olan araştırma ve insan üzerindeki deneylerin bu iş için özel olarak seçilen bir tıbbi personel grubu tarafından gerçekleştirilebileceğine dikkati çekti. Bu çalışmaların Viyana Tıp Fakültesi Farmakolojik Enstitüsünün desteğiyle yapılan Madaus hayvan deneylerine dayanarak, aşağı Tuna üzerindeki Lachenbach Çingene Kampında yapılabileceğini söyledi “( U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Vol. I, p.717).
Ameliyat yöntemi ile hadımlaştırma tekniği önerisi aşağıdaki mektupta yer almaktadır.

Reichsführer –SS Himmler’in SS Generali Brack’a mektubu. 11 Ağustos 1942.

“Sevgili Brack,

23 Haziran tarihli mektubunu cevaplama fırsatı ancak bugün elime geçti. Farklı deneyler sürecinde her kampta en az bir kere yapılmasını istediğim Röntgen ışınlarıyla kısırlaştırma yöntemi ile kesinlikle ilgileniyorum ( U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Vol. I, p.722)

Blankenburg’dan Reichsfuhrer-SS Himmler’e mektup. 29 Nisan 1944.

Size Parti Lideri Bouhler’in emriyle Dr. Horst Schumann’ın Röntgen ışınlarının insan cinsel guddeleri üzerindeki etkisiyle ilgili bir çalışmasını yolluyorum.

Geçmişte bu işin yapılmasını General Brack’tan isteyip kendisine Auschwitz toplama kampında gerekli malzemeyi tedarik ederek destek vermiştiniz. Ben bu çalışmanın, özellikle bu yöntemle hadımlaştırmanın neredeyse imkânsız olduğunu ve uğraşmaya değmediğini gösteren ikinci kısmına dikkati çekmek istiyorum. Kanımca, ameliyatla hadımlaştırma 6 veya 7 dakika sürüp, Röntgen’le hadımlaştırma yönteminden daha güvenilir ve daha hızlı bir yöntem olacağıdır.

Yakın bir zamanda bu çalışmanın devamını size sunacağım” ( U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Cilt I, s.723).
Mektupta belirtildiği gibi konu üzerinde uzun süren çalışmalar mevcuttur. Aşağıdaki mektuplarda yöntem konusundaki çeşitli görüşlerin paylaşıldığı görülmektedir.

SS Yarbayı Brandt’ın Profesör Clauberg’e mektubu. 10 Temmuz 1942.
Nürenberg Askeri Mahkemeleri’nden önceki Savaş Suçluları Duruşmaları’ndan – Washington, U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Cilt I, s.729:

“Bugün SS Reich başkanı tarafından, SS-Subayı Pohl ve Ravensbruck Kadınlar Toplama Kampı’nın doktoruyla tekrar görüştükten sonra, Ravensbrueck’e Yahudi kadınları kendi metotlarınızla kısırlaştırmaya gitmenizi istediğini iletmekle görevlendirildim…

Kısırlaştırmanın uzun süredeki etkilerini araştırmak için ayrıtılı deneyler yapılıp, belki de ortaya çıkan değişiklikleri Röntgen ışınlarıyla düzeltmek gerekebilir. Bazı durumlarda pratik bir deney olarak Yahudi bir kadınla Yahudi bir erkeği belirli bir süre için hapsedip ortaya çıkacak olan sonuçlar gözlenebilir”.

SS Yarbayı Brandt’ın Himmler, Gebhart, Gluecks ve Clauberg’in Yahudi kadınlar üstünde yapılan kısırlaştırma deneyleriyle ilgili tartışmalarına ait bildirisi.

“Hükümet Merkezi, Temmuz 1942

7 Temmuz 1942 tarihinde Reich SS başkanı, SS Alay Komutanı Prof. Dr. Gebhart, SS Alay Komutanı Gluecks ve SS Alay Komutanı Clauberg, Koenigshette arasında bir görüşme yapıldı. Tartışmanın konusu Yahudi kadınların kısırlaştırılmasıydı. Reich Lideri Auschwitz toplama kampının insanlar ve hayvanlar üzerindeki deneyler için Alay Komutanı Profesör Clauberg’in emrinde olacağına söz verdi. Bazı temel deneyler sayesinde insanların kendi bilgileri olmadan kısırlaşmasına yol açan bir yöntem bulunabilmeli. Reich Lideri bu deneylerin sonuçları bilinir bilinmez, Yahudi kadınların kısırlaştırılmasına başlayabilmek için kendisine derhal yeni bir rapor verilmesini istedi.

Buna ek olarak erkeklerin kısırlaştırılmasında da Röntgen ısınları kullanmanın göstereceği başarıyı, tercihen Almanya’da bir Röntgen uzmanı olan Profesör Dr. Hohfelder’le birlikte çalışarak, araştırılması isteniyor.

Reich Lideri toplantıda bulunan bütün beylere bu konunun çok gizli olduğunu ve sadece görevli kişilerle tartışılabileceğini, ayrıca deneyler sırasında mevcut olacak kişilerin de sır tutmaya yemin etmesi gerektiğine özellikle dikkati çekti” ( U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Vol. I, p.728).

Profesör Clauberg’in Himmler’e kadınların kısırlaştırması araştırmalarıyla ilgili mektubu. 7 Haziran 1943.

“Sayın Reich Lideri,

Bugün size dönem dönem araştırmalarımla ilgili rapor verme yükümlülüğümü yerine getiriyorum.

Dişi organizmanın ameliyatsız kısırlaştırılması için geliştirdiğim yöntem hemen hemen kusursuz bir durumda. Her hekimin yapmasını bildiği olağan jinekolojik bir muayene sırasında rahmin girişinden yapılan tek bir iğneyle sağlanabiliyor. “Hemen hemen kusursuz” demekle şunları kastediyorum:

1.Bu metoda küçük düzeltmeler yapılabilir.

2. Bugünden itibaren genetik ıslah çalışmalarımızdaki ameliyatların yerine kullanılmaya başlanabilir.

Bana bir yıl önce bizzat sorduğunuz soruya gelince, örneğin: 1000 kadını bu yöntemle kısırlaştırmak için ne kadar zaman gerekecek, bugün geleceğe yönelik olarak şöyle yanıtlayabilirim:

Araştırmalarım şimdiye kadar aldığım sonuçları vermeye devam ederse – ve buna hiç bir şüphem yok – şunu söyleyeceğim gün çok yakındır:

“Yeterli eğitimi almış bir hekim, yeterli gereçlerin olduğu bir yerde, belki 10 asistanla (asistan sayısı beklenen hızla orantılı) büyük bir ihtimalle günde yüzlerce, belki de 1000 işlem yapabilecektir” ( U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Vol. I, p.730)

İkinci Dünya Savaşı sırasında, Nazilerin ırza geçme fiilleri sonucunda, kadınların o anda yaşadıkları korku sonucu üreme yeteneklerini yitirdikleri, kısırlaştıkları da tespit edilmiştir.

Kısırlaştırma İkinci Dünya Savaşında başlamamıştır; 1907 yılında Amerika Birleşik Devletlerinin yerli halka yönelik sistematik kısırlaştırma eylemleri vardır. 1930’larda Japonya, Kanada, İskandinav ülkeleri, Fransa, Almanya’da da benzer uygulamaların olduğunu tarihçiler yazmaktadır (Bozkurt,2010:8).

Hadım etme ile ilgili de 17. YY da Osmanlı dönemindeki “ Kızlar ağalığı” konusu, ya da İtalya’da 12 yaşında hadım edilen opera sanatçısı Farinelli bilinen örneklerdir.
Kısırlaştırma ile ilgili yasal düzenleme, İsrail’de yaşanmış bir olay nedeniyle başlamıştır. Doğum yapacak bir kadına onam formu imzalatılarak doğumla birlikte tüplerinin bağlanmasına izin vermesi sağlanıyor. Ancak kadın down sendromlu bir bebek doğuruyor ve eve döndüğünde büyük sorunlar başlıyor. Eşi “Bu bizim ilk bebeğimiz ve sen böyle bir bebek doğurdun ve benim böyle bir şeyden haberim yok” diyor. Eşinin şiddeti nedeniyle, kadın dönemin büyük gazetelerinden birinin yazarı olan Namir’in evine sığınıyor ve yazar bu konuda bir kamuoyu oluşturuyor. Oluşan kamuoyu sonrasında, İsrail hasta haklarını bir kanunla düzenlemiştir. Bu kanun hasta haklarının ilk olarak toplu düzenlendiği örneklerdendir(Özpınar,2010:27).

Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü (Roma Statüsü) 1998 yılında imzalanmıştır. 7. madde hükmü soykırım suçunu tanımlamaktadır. Soykırım, insanlığa karşı suçlar arasında yer almaktadır. 7. Madde de “insanlığa karşı suçlar” başlığı, g bendinde kısırlaştırma fiilini, bir topluluğun çoğalmasını engelleyeceği gerekçesiyle uluslararası suç olarak saymaktadır.
Ancak 7. madde hükmünün 4 unsuru kapsaması gerektiği uluslararası hukukçular tarafından vurgulanmaktadır.
Bunlar; 1- Fail bir veya daha fazla kişinin biyolojik üreme yeteneğinden mahrum bırakmalıdır. Yani gruba yönelik olmalıdır.
2-Fiil tıbbi gerekçelerle ya da gerçek iradeye dayalı olarak gerçekleştirilmemelidir.
3-Sivil topluluğa yönelik yaygın ve sistematik olmalıdır.
4-Failin hedefinin sivil toplum olduğunu bilmesi gerekir, sistematik bir saldırı kastıyla hareket etmesi gerekir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesinde işkence insanlık dışı davranış ve aşağılayıcı cezaya ilişkin düzenlemeler vardır(Bozkurt,2010:9-10).

Bozkurt’a göre (2010:9); zorla kısırlaştırma, insanın çoğalabilmesi; yani neslini sürdürebilmesi, gelecek nesillere varlığını aktarabilmesi, hayat hakkı çerçevesinde değerlendirilebilir ve insan onurunu zedelediği kabul edilmesi gerekir.


Türkiye’de Sterilizasyon

Ülkemizde kısırlaştırma konusunda 27.05.1983 tarihinde 2827 sayılı “Nüfus Planlaması” kanunu ile düzenlemeler yapılmıştır. 2827 sayılı Kanunun öngördüğü haller dışında kısırlaştırma işlemi yapılamaz. Kanunda konu ile ilgili maddeler;

Madde 4/2: Kısırlaştırma ameliyatı, tıbbî sakınca olmadığı takdirde, reşit kişinin isteği üzerine yapılabilir

Madde 6/2: Şayet bu kişi evli ise, ayrıca eşin de rızası alınmalıdır .

Sterilizasyon ameliyatı: (madde 10) Sterilizasyon ameliyatı, tıbbi sakınca olmaması koşuluyla ve reşit kişinin isteği üzerine yapılır. Kadınlara sterilizasyon ameliyatı, kadın hastalıkları ve doğum ya da genel cerrrahi uzmanlarınca yapılır. Erkeklere sterilizasyon ameliyatı, üroloji, kadın hastalıkları ve doğum ya da genel cerrahi uzmanlarıyla bu konuda bakanlıkça açılan eğitim merkezlerinde kurs görerek yeterlik belgesi almış pratisyen hekimlerce yapılır.
Kadınlara sterilizasyonun yapılacağı yerler ve buralarda bulunması gereken koşullar: (madde 11) Kadınlara sterilizasyon ameliyatı, yalnızca, resmi tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır. Buralarda, tüzük’e ekli (4) sayılı listede yer alan araç, gereç ve personelin bulunması zorunludur.
Erkeklere sterilizasyonun yapılacağı yerler ve buralarda bulunması gereken koşullar: (madde 12 ) Erkeklere sterilizasyon ameliyatını, uzman hekimler, mesleklerini uyguladıkları yerlerde, pratisyen hekimlerse, resmi tedavi kurumlarında yaparlar. Buralarda, tüzük’e ekli (5) sayılı listede yer alan araç ve gereçlerin bulunması zorunludur.
İzin belgesi: (madde 13) On haftayı geçmeyen gebeliklerde yapılacak rahim tahliyesinde, gebe kadın,
a) reşitse kendisinden,
b) küçükse kendisinin rızası alınmakla birlikte velisinden,
c) vesayet altında bulunup da reşit ya da mümeyyiz değilse,
kendisinden ve vasisinden (bu halde ayrıca sulh hakiminden de izin alınması gerekir),
d) evliyse eşinden,
izin belgesinin alınması gerekir (örneği tüzükde eklidir).

İzin belgesi aranmayacak haller: (madde 14) Akıl maluliyeti nedeniyle şuur serbestisine sahip olmayan gebe kadın hakkında rahim tahliyesi için kendi rızası aranmaz.
Veli ya da sulh mahkemesinden izin alınmasının zamana ihtiyaç gösterdiği ve derhal müdahale edilmemesinin hayatı ve hayati organlardan birini tehdit ettiği acil hallerde izin şartı aranmaz.
İzin belgesinin alınma yöntemi: (madde 15) İzin belgeleri, 13 üncü maddede sözü edilenlere, rahim tahliyesi ve sterilizasyon için başvurduklarında imzalatılır. Eşin, ya da vasinin gelmemesi halinde, bunların sterilizasyon ya da rahim tahliyesine izin verdiklerine ilişkin yazılı ve imzalı belge yeterli sayılır. Belgeyi getiren, imzanın sahibine ait olduğunun hukuki sorumluluğunu kabul ettiğine ilişkin bir belgeyi de imzalamak zorundadır.
Gözetim ve denetim: (madde 16) Milli savunma bakanlığına bağlı olanlar ayrık olmak üzere, rahim tahliyesi ve sterilizasyon ameliyatının yapıldığı resmi ya da özel kurum ve kuruluşlarla gerçek ve tüzel kişilere ait muayenehane ve tedavi yerlerini gözetim ve denetim altında bulundurmak ve yönlendirmekle bakanlık yetkili ve görevlidir.

Sterilizasyon uygulaması, isteğe bağlı olarak gerçekleştirilebilir. Rıza olmadan yapılması ya da mevzuattaki kurallara aykırı yapılan uygulamada bulunan hekim, TCK m. 101’e göre yargılanıp cezalandırılabilir(Akyıldız,2010:19).
TCK 101 Madde 1 : Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, kısırlaştırma işlemi yapma yetkisi olmayan bir kimse tarafından yapılırsa, ceza üçte bir oranında artırılır.
Madde 2: Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Sonuç

Kısırlaştırma, cinsel dürtüler ortadan kaldırılmaksızın üreme yeteneği sona erdirilmektedir. Kısırlaştırma konusunda halen tartışmalar da mevcuttur. Örneğin;

Annenin HIV virüsü taşıması halinde isteğe bakılmaksızın kısırlaştırma yapılabilir mi?
Ağır zekâ geriliği olan bir kadın gebe kalırsa bu durumda ne olacaktır?
Bunlar zorla kısırlaştırma mıdır?
Zorunlu, toplu kısırlaştırma-soykırım- insanlık suçudur ve Soykırım, insanlık onurunu yaralayan en ağır fiildir. Kısırlaştırma isteğe bağlı olsun ya da olmasın, bu konuda hastanın bilgilendirilmesi, aktarılan bilginin açık olması ve yeterince anlaşılması, hastanın sorularının cevaplandırılması ve bilgilendirilme sürecinin süreklilik taşıması gerekir.
Sterilizasyon işlemi Türkiye’de genelde kadınlar için uygulanan bir işlemdir. Erkeklerin kısırlaştırılma operasyonu kadınlara oranla yok denecek kadar azdır.Ne yazık ki ülkemizde erkekler kendi üreme yeteneklerinin ortadan kaldırılmasına yatkın değildir. Bu konu genelde kadınların sorunu olarak ortaya çıkmaktadır.
Son düzenlemelerle kısırlaştırma operasyonu Türkiye’de Sosyal güvenlik kapsamından çıkarılmıştır. Bu durum ekonomik olarak aileleri zor duruma düşürebilecek bir uygulamadır, düzeltilmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır.

Kaynakça

Akyıldız,S. “Kısırlaştırma ve İnsan Hakları” . III Sağlık Hukuku Kurultayı, 7-8 Mayıs 2010, Ankara.

Arda,B. “Kısırlaştırma ve İnsan Hakları” . III Sağlık Hukuku Kurultayı, 7-8 Mayıs 2010, Ankara
Bozkurt,E. “Kısırlaştırma ve İnsan Hakları” . III Sağlık Hukuku Kurultayı, 7-8 Mayıs 2010, Ankara
Cruz, P. Medical Law in a Nutshell. Sweet and Maxwell, 2002:197-213.
Gökmen O, Çiçek N. Günümüzde Kontrasepsiyon. Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul,
2001, 319
Harris,D. Contemporary Issues in Healthcare Law and Ethics, AUPHA, 2007
Koca,M. “Kısırlaştırma ve İnsan Hakları” . III Sağlık Hukuku Kurultayı, 7-8 Mayıs 2010, Ankara
Nüfus Planlaması Hakkında Kanun. 27/05/1983 tarih, 2827 Sayılı Kanun

Documents on the Holocaust – Edited by Y.Arad, Y.Gutman, A.Margaliot, NY, Ktav Pub. House in Association with Yad-Vashem, 1981, s.272:
http://www.projetaladin.org/holocaust/tr/belgelerle-tarih/nazilerin-gazlama-kamyonlariyla-ilgili-yazimalari.html
Nazi Conspiracy and Aggression – Washington, U.S. Govt. Print. Off., 1946, Supp.A, s.1279:
http://www.projetaladin.org/holocaust/tr/belgelerle-tarih/nazilerin-gazlama-kamyonlariyla-ilgili-yazimalari.html
Nurenberg Askeri Mahkemeleri’nden önceki Savaş Suçluları Duruşmaları’ndan –Washington, U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Vol. I, p.717:
http://www.projetaladin.org/holocaust/tr/belgelerle-tarih/nazilerin-gazlama-kamyonlariyla-ilgili-yazimalari.html
Nurenberg Askeri Mahkemeleri’nden önceki Savaş Suçluları Duruşmaları’ndan –Washington, U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Vol. I, p.722
http://www.projetaladin.org/holocaust/tr/belgelerle-tarih/nazilerin-gazlama-kamyonlariyla-ilgili-yazimalari.html

Nurenberg Askeri Mahkemeleri’nden önceki Savaş Suçluları Duruşmaları’ndan –Washington, U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Cilt I, s.723:
http://www.projetaladin.org/holocaust/tr/belgelerle-tarih/nazilerin-gazlama-kamyonlariyla-ilgili-yazimalari.html

Nurenberg Askeri Mahkemeleri’nden önceki Savaş Suçluları Duruşmaları’ndan –Washington, U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Vol. I, p.728.
http://www.projetaladin.org/holocaust/tr/belgelerle-tarih/nazilerin-gazlama-kamyonlariyla-ilgili-yazimalari.html
Nurenberg Askeri Mahkemeleri’nden önceki Savaş Suçluları Duruşmaları’ndan –Washington, U.S. Govt. Print. Off., 1949-1953, Vol. I, p.730.
http://www.projetaladin.org/holocaust/tr/belgelerle-tarih/nazilerin-gazlama-kamyonlariyla-ilgili-yazimalari.html
Özpınar,B. “Kısırlaştırma ve İnsan Hakları” . III Sağlık Hukuku Kurultayı, 7-8 Mayıs 2010, Ankara

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir